Ümit Elvan Birinci

GÖNÜL FERMAN DİNLEMEYİNCE… Ahmet Birinci/Duisburg Gönül sevince ferman dinlemiyor. Sayamayacağımız...

Burhan Yavuzyilmaz

MUTLULUĞA EL UZATTILAR Ahmet Birinci/Koblenz /Yeni Posta Torosların gül bahçelerinden kopup gelen ...

Reyhan-Sadık Kudu

    KUDU AİLESİNİN MUTLU GÜNÜ Ahmet Birinci-Herne/Dortmund Reyhan ve Sadık Kudu’nun ...

Ermeni İsyanı

Ermeni İsyanı: 1894-1920 BelgeselÇok güzel hazırlanmış bir belgesel. Mümkün olduğunca fazla sayıda, ...

Kalemin Yazamadıkları

KALEMİN YAZAMADIKLARI 17 KASIM 1964 Ahmet Birinci/Barış Ajans –Plochingen/Deutschland Almanya ac...

Bir Telgrafın Yarratığı

bir telgrafın yarattığı bilim adamı Özürcüler, teslimiyetçiler, dindar geçinenler, vatan sever olan...

Akaryakıt Fiyatları

GÜNDEMDEN HİÇ DÜŞMEYEN AKARYAKIT FİYATLARI Ahmet Birinci /Kirchheim Unter Teck Petrol, bulun...

İslamda Kadın Hakları

8 Mart 2011 ARADA BİR HATIRLAMAK LȂZIM... Toplumları oluşturan bizler, temel haklarımızı bilme k...

Türklük Mes'uliyeti

TÜRKLÜK MES’ṸLİYETİ Ahmed Aydın Bolak Her insanın sağlıklı yaşamak gibi bir mesuliyeti...

Güncel Duyurular

7 AĞAÇ ORMANLARI DİKİM ŞENLİĞİNE DAVETLİSİNİZ! Doğaya olan borcumuzu ödemenin sembolik bir ifadesi ...

Merhaba Mesopliyalılar

Merhaba Çok Değerli mesopliyalılar, hepinizi Saygı ile selâmlıyoruz. Yeniden merhaba, Mesopliya Po...

Cömertçe Paylaşabilmek

CÖMERTÇE PAYLAŞABİLMEK Ahmet Birinci Yeni Posta Duisburg/DeutschlandPaylaşmak, kelime olarak bölüşm...

Bir Güzel İnsan

BİR GÜZEL İNSAN BİR  GÜZEL İNSAN,,,Ahmet Birinci/Wernau (Neckar)/Yeni Postaİnsanları güler yüz...

  • Ümit Elvan Birinci

    Cumartesi, 02 Nisan 2011 07:26
  • Burhan Yavuzyilmaz

    Cumartesi, 02 Nisan 2011 07:35
  • Reyhan-Sadık Kudu

    Cumartesi, 02 Nisan 2011 07:45
  • Ermeni İsyanı

    Pazar, 10 Nisan 2011 16:14
  • Kalemin Yazamadıkları

    Pazar, 10 Nisan 2011 16:42
  • Bir Telgrafın Yarratığı

    Pazar, 10 Nisan 2011 16:53
  • Akaryakıt Fiyatları

    Salı, 12 Nisan 2011 21:16
  • İslamda Kadın Hakları

    Salı, 12 Nisan 2011 21:26
  • Türklük Mes'uliyeti

    Salı, 12 Nisan 2011 21:31
  • Güncel Duyurular

    Pazartesi, 18 Nisan 2011 21:41
  • Merhaba Mesopliyalılar

    Çarşamba, 25 Mayıs 2011 19:32
  • Cömertçe Paylaşabilmek

    Cumartesi, 22 Ekim 2011 14:47
  • Bir Güzel İnsan

    Cumartesi, 22 Ekim 2011 15:02
x
Anasayfa

Öğretmenimden Mektup
Hayatı Biriktirmek


Hayatı biriktiremezsiniz; ya her anını yaşayacaksınız, ya da ziyan edeceksiniz.
Akşamları ne yapıyorsunuz? Dümdüz bir soru size: Akşamları evde ne yapıyorsunuz?
Koltuğa uzanıp, hiç tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle, hiç tanımadığınız Amerikalı haydutları mı kovalıyorsunuz? Yoksa kendinizi yerli dizilere kaptırıp, hiç bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatları mı seyrediyorsunuz?
Dört saat televizyon seyretmenin sekiz saat çalışmak kadar beyni yorduğunu biliyor musunuz?

İki türlü hayat var: 1.Yaşanan hayat, 2.Seyredilen hayat. Akşamlarınız televizyona kilitliyse, bilin ki, hayatı sadece seyrediyorsunuz! Akşamları evde ne yapıyorsunuz? Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz? “Pek çoğu gibi biz de çekirdek çıtlatıp saatlerce televizyon izliyoruz” diyorsanız, durup bir düşünün lütfen; dünyaya birkaç kez daha geleceğinize mi inanıyorsunuz? Böyle bir şey olsaydı, şimdiki hayatımızın bir bölümünü ziyan etmek şimdiki kadar acı sonuçlar doğurmayabilirdi belki.

Ne çare ki sadece bir hayatımız var. Bu da maalesef, çok kısa. Ortalama altmış yılın yirmi yılı uykuda geçiyor. Kalan kırk yılın yirmi yılı çocukluk, eğitim, vesaire…
Son yirmi yılı da ziyan edersek, bize yaşanacak bir şey kalmaz.
Akşamlarınızı sadece televizyona veriyorsanız, sayılı nefeslerinden bir bölümünü çöpe atıyorsunuz demektir! Çünkü televizyon izleyen kişi hayatta değildir, zira hiçbir şey yapmamakta, hiçbir değer üretmemektedir; bu da bir anlamda yaşamamak sayılır.

Ne mi yapmalı?
1.Ailece kitap okuyun, sohbet edin: nasıl tanıştığınızı, ilk nerede görüştüğünüzü, sıkılıp sıkılmadığınızı, nerede nasıl evlendiğinizi, nikâh şahitliğinizi, düğününüzü anlatın çocuklarınıza, onları hem dinleyin, hem de okumaya çalışın.
2.Gezin: Gezmek için mutlaka bir maksat olması gerekmez, en büyük maksat hayatı paylaşmaktır. Yakınsanız deniz kenarına inin, ayaklarınızı denize sokun ve becerebiliyorsanız taş sektirme yarışına girin. Sonra da güneşin pembe gülücükler saçarak batmasını seyredin.{İnanın televizyon seyretmekten çok daha keyifli ve dinlendiricidir}

Ormanda hep birlikte yürüyün, ağaçlara isim takın, yol boyu açan çiçekleri sevin ve çocuklarınıza bunlara sevmeyi öğretin. Bilin ki hayat öğrenmek ve öğretmekten ibaret değildir. Dinlemek, eğlenmek gibi olgular da hayatın bir parçasıdır. Çocuklarınızla ilişkileriniz de asla öğretmen tavrı takınmayın. Onlarla arkadaşlık etmek dünyanın en keyifli işidir.

3.Akraba ve komşularla bağlar kurun: Onlara ya gidin, ya da onları davet edin. Sohbetiniz televizyonsuz olsun ki tadı çıksın. Bir birinizi gerçekten tanımaya çalışın. Bilirsiniz, “Komşu komşunun külüne muhtaçtır”

4.Kültürel ve sanatsal etkinliklere katılın {konferans, seminer. sergi, doğru sinema ve tiyatro}.Hayatınızı biraz olsun renklendirecek başka şeyler de bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin. “Olmaz ki” diye düşünüp taleplerinizi ertelerseniz, hiçbir yere ulaşamazsınız.

Aile bağlarının güçlenmesi, paylaşacak şeylerin çokluğuyla mümkündür. Ne kadar çok şey paylaşırsanız aileniz o kadar güçlenecek, o kadar diri duracak ve mutlu olacaktır.


Hatıra defterine televizyon dizilerini yazamazsınız. Oraya ancak yaşadıklarınızı yazabilirsiniz. Her gün bir şeyler yaşamalı ve bunları deftere geçirerek geleceğe tarih düşürmelisiniz.

Bugün öyle bir hayat yaşayın ki, yarına da kalsın. Torunlarınıza filan anlatacaklarınız olsun.
Ayrıca unutmayın ki;
Hayatı biriktiremezsiniz;
Ya her anını yaşayacaksınız, ya da ziyan edeceksiniz.
Artık cevap gelsin:
Akşamları ne yapıyorsunuz?
Yaşıyor musunuz ,yoksa seyrediyor musunuz?

Yazarı bilinmiyor

Derleyenler : Hakan Nizamoğlu ve Yusuf Çelik
Göppingen Bölgesi Öğretmenleri
 

Son Güncelleme (Cumartesi, 18 Haziran 2011 10:44)

 
dsc_0010.jpg IMG_1063.jpg DSC_0104.jpg DSC_0049.jpg DSC_0002s.jpg DSC_0075.jpg DSC_0130.jpg DSC_0160.jpg DSC_002s9.jpg DSC_0041.jpg DSC_0169.jpg DSC_0004.jpg DSC_0108.jpg DSC_0142.jpg DSC_008477.jpg DSC_0180.jpg IMG_1003.jpg n1660432034_114681_3657.jpg DSC_0084.jpg DSC_007977.jpg DSC_0182.jpg DSC_0053.jpg DSC_0085.jpg DSC_0082.jpg DSC_0083.jpg DSC_003s9.jpg IMG_1068.jpg DSC_020977.jpg DSC_0143.jpg DSC_0092.jpg
Köşe Yazarlarımız
Anketler
Mesopliya
 
Spor Köşemiz
Sağlık Köşemiz
Eğitim Köşemiz
Sayfa Dil Çeviricisi
English French German Italian Portuguese Russian Spanish
Öğretmen Köşemiz
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün38
mod_vvisit_counterDün36
mod_vvisit_counterBu Hafta242
mod_vvisit_counterBu Ay1374
mod_vvisit_counterHepsi12375
Atatürk Diyor Ki!
Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zeka kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.
Kimler Sitede
Şu anda 2 konuk çevrimiçi